Pazartesi, 25 Eylül 2017 18:41
17:00 Rumlardan Türk otellerine yasak         16:00 Pasaport, ehliyet nüfus idaresinde         15:00 Bakan Zeybekçi: Boeing Türk olacak         14:00 Simit Sarayı, 8 mağaza ile Sırbistan’da         13:00 Emirates’ten Avustralya’ya 4 sefer         12:00 Muş Havalimanı temeli atıldı         11:00 İstanbul’a 7 milyon turist geldi         10:00 Pandeli Restoran yeniden açılıyor         09:00 Kabinden kokpite geçmeyi başardı         21:00 Eko-etiket dönemi başlıyor!         20:00 Merkel dördüncü kez kazandı         19:00 ABD'den 8 ülkeye seyahat kısıtlaması         10:00 Kazakistan’la sağlık turizmi anlaşması         18:30 Kadir Topbaş istifa etti         10:00 Erdoğan THY-Boeing imza töreninde         09:00 Denizli Termal Turizm Zirvesi          13:00 Sağlık turizminden 7.5 milyar dolar         12:00 Turizmdeki ivme istihdama yaradı         11:00 Google, HTC'yi 1.1 milyar dolara aldı         09:00 Kadir Topbaş istifa mı etti?         11:00 Erdem: TÜRSAB’ta metal çürümesi         09:00 Ulusoy, TÜRSAB'a yeniden aday         12:00 Rixos, Dubai’nin kalbine yerleşti         12:00 Turizimcinin ‘turizm kredisi’ talebi         11:00 Sağlık turizminder 7.5 milyar dolar        
ARŞİVDE ARA
FOTO GALERİ
LİNK BANKASI
ARŞİVDE ARA
HAVA DURUMU
İstanbul
Ankara
İzmir
Antalya
Dünyanın gözdesi, Aztek medeniyetinin izlerinde Meksika
02 Mart 2012 Cuma 10:00
Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Milattan öncesinden bu yana Azteklerin, Mayaların yaşadığı Meksika’ya gitmeye karar verdim. İyi ki de gitmişim.

SENEM TONGAR
MEKSİKA-
Hani bir söz vardır ya “Neye niyet neye kısmet“ diye. Benim Meksika’ya gitmem de aynen öyle oldu. Birkaç seneden beri Japonya’ya gitme planları yapıyordum. Bu sene nisan ayında Japonya’da kiraz ağaçlarının açma mevsiminde (cherry blossom) her yer yemyeşil ve çiçeklerle dolu iken bir seyahat yapmaya karar verdim. Fakat deprem ve ardından Fukushima’daki nükleer santraldeki sızıntıdan sonra bu planım maalesef suya düştü. Kısa süre bu mevsimde nereye gidebilirim derken bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Meksika’ya gitmeye karar verdim. İyi ki de Meksika’ya gitmişim. Normalde Meksika görmek istediğim ülkeler arasında daha alt sıralarda yer alıyordu. Fakat bu vesile ile Kuzey Amerika’nın önemli medeniyetlerinden ve devletlerinden birini tanıma fırsatı yakaladım.

MEKSİKA ŞEHRİ- KUTSAL KARTAL

meksika-1a.jpg

Meksika’nın bayrağını hatırlar mısınız? Hatırlamayanlara hatırlatayım. Meksika bayrağında yatay şekilde 3 renkli şerit vardır. Yeşil, beyaz ve kırmızı…

meksika-2.jpg

Orta beyaz şeridin üzerinde bir kaktüs üzerinde ağzında yılan olan akbaba bulunur. Bu aslında Meksika şehrinin kuruluş hikayesini anlatır. Azteklilerin kutsal bir inanışına göre kaktüs üzerinde ağzında bir akbaba gördüklere yere şehirlerini kurmaları gerekiyormuş.

meksika-3.jpg

Bunu gördükleri yere şehrin merkezinde olan Büyük Tapınağı (Templo Mayor) inşa etmişler. Başkentin olduğu yer eskiden bir bataklık göl imiş, gölün ortasında büyük tapınağı inşa ettikten sonra şehir yavaş yavaş bu merkez üzerinden büyümeye başlamış. Şu anda o gölden eser yok .

meksika--4.jpg

meksika--5.jpg

meksika--6.jpg

Dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan Meksika şehrinin altı aslında bir bataklık. Şehrin kaç milyon olduğunu yaşayan kişilere sorduğumda herkes farkılı bir şey söyledi. İstanbul gibi bir şehir aslında yaşayanda toplamı ne kadar kişinin yaşadığını bilemiyor. Başkentin nüfusu 21.2 milyon kişiymiş.

meksika--7.jpg

meksika--8.jpg

Giderken kafamda Meksika şehri hakkında duyduğum olumsuz söylentilerin hepsinin boş olduğunu şehirde vakit geçirdikçe anladım.

meksika--9.jpg

Meksika şehrinde rahatlıkla 4-5 gün vakit geçirebilirsiniz. Görülecek ve gezilecek o kadar çok sey var ki. Benim gezip görebildiğim yerlerden bazıları;
Eski şehir merkezi (Zocalo) UNESCO tarafından insanlık kültürel miras listesi kapsamına alınan bir yer.
Anayasa meydanı (Plaza de la Constitucion) dünyanın en büyük meydanlarından biri. Etrafında muhakkak ziyaret edilmesi gereken yerler…

meksika--10.jpg

meksika--11.jpg

1325 yılında yapımına başlanmış, eskiden dünyanın merkezi olduğu düşündükleri Büyük Tapınak (Templo Mayor) , hemen yanında ünlü Meksikalı ressam Frida Kahlo ile evli olan ünlü ressam Diego Rivera’nın resimlerinin olduğu eski parlamento binası Ulusal Saray ( Palacio Nacional) Hemen diğer yanında İspanyol kolonisi zamanındaki en önemli dini merkezlerden biri olan Metropolitan- Sagrario Katedrali (Catedral Metropolitana y Sagrario). Zocalo’yu tepeden seyretmek ve turistik kalabalıktan uzaklaşmak için meydanın etrafındaki teras kafe-lokantalarından birine gidip güzel Meksika yemeklerinin tadına bakmanız ve güzel bir limonata içmenizdir.

meksika--12.jpg

Zocalo’nun 15 dakika yürüme mesafesi uzağında olan yer alan art-deko süsleme motifleri ve Meksika’nın önemli sanatçılarından Orozco, Siquerios, Rivera, Tamayo, O’Gorman ve Gonzolez Camarena’nın freskolarının duvarlarını süslediği Güzel sanatlar sarayı da (Palacio de Bellas Artes) mutlaka görülmeye değer.

meksika--13.jpg

Tiyatronun perdesi şu ana kadar gördüğüm en ilginç perdelerdendi. Cam perde Macar Geza Maroti tarafından çizilmiş ve camları ise NewYork Tiffany mağazası tarafından üretilmiş. Meksika şehrinde akşam için yapacak bir program arıyorsanız, buradaki yerel dans ve Aztek balesinin güzel örneklerinin sunulduğu gösteriye katılmanızı tavsiye ederim.

meksika--14.jpg

meksika--15.jpg

Gösteride Meksika'da yaşamış yada yaşayan etnik gruplara ait birbirinden güzel 10 farklı dansı izleme şansınız var. Şehrin sakin bölgelerinden biri olan Coyoacan’da ünlü ressam Diego Rivera’nın karısı olan ressam Frida Kahlo’nun doğup büyüdüğü ve öldüğü ev Frida Kahlo müzesi de yerli ve yerel turistler tarafından ilgi gören bir yer.

meksika--16.jpg

meksika--17a.jpg

Chapultepec tepesi ve içindeki müzeleri, bahçeleri, restoranları, hayvanat bahçesi,eğlence parkı, yapay gölü ile dünyadaki en çok ziyaret edilen ve büyük parklara sahip. Chapultepec Nahuatl dilinde “çekirge tepesinde” anlamına geliyor.

meksika--17.jpg

Benim en çok ilgimi çeken ve de Meksika seyahatim boyunca en çok zaman harcadığım yer; ulusal antropoloji müzesi (Museo Nacional de Anptropologia ).

meksika--18.jpg

meksika--19.jpg

Sabah saatlerinde girip kapanış saati 19.00’a kadar kaldığım müzede Nahuatl,Olmec, Mixtec, Zapotec,Toltec,Aztec, kültürlerine ait 10.000 den fazla orijinal eserleri ile Kolomb öncesi Orta Amerika tarihine ışık tutan çok önemli bir müze.

MEKSİKA’NIN GİZEMLİ ŞEHRİ: TEOTIHUACAN
Milattan önce 400 yılında Nahua toplumu tarafından inşa edilen Meksika’nın en büyük arkeolojik alanı zamanından dünyanın en büyük 6. şehri imiş. Kuzey otogarından her saat başı kalkan otobüslerle 1,5 saatte buraya ulaşabilirsiniz. Teotihuacan Aztec istilasından yüzyıllar öncesinde kurulduktan 300 yıl sonra gizemli bir şekilde terkedilmiş, 200.000 kişinin yaşadığı bir şehirmiş. Araştırmacıların tahminlerinden biri şehirde olan bir salgın hastalık olduğudur. Burada Güneş ve ay piramitleri, Jaguar ve Quetzalcoalt tapınağı ve de ölüler yolu önemli kalıntılardan.

meksika--20.jpg

YUCATAN YARIMADASI- MAYALARIN EVİ

Meksika şehrinden sonra rotamı çoğunlukla Maya’ların yaşadığı Meksika’nın doğusundaki Yucatan yarımadasına çevirdim. Meksika denilince ilk akla gelen toplumlardan biridir. Aslında Meksika’da Maya’lar gibi birçok önemli topluluklar yaşamış ve medeniyetler kurmuşlardır. Dönem dönem birbirlerinin etkisi altında da kalmışlardır. Benzetmek gerekirse Anadolu’da yaşayan Hitit, Frig,Lidya,İon, uygarlıkları gibi.

meksika--21.jpg

Meksika tek bir toplum değil birden fazla etnik kökenden gelen insanların yaşadığı bir devlet. Aztec, Olmec, Maya ve diğer topluluklardan da önce Nahua’lar Kuzey Amerika’dan Meksika topraklarına gelmişler. Koloni döneminden önce yaşayan birçok toplumda Nahua toplumun izlerini görmek mümkün. Günümüzde halen Nahua insanları Meksika’da yaşamakta ve kendi dillerini konuşmaktadır. Maya’lar milattan önce 2000’li yıllara kadar kuzey Meksika’da yaşayan barışçıl bir toplumdur. Daha sonra çeşitli göç hareketleriyle güneye doğru gelmişlerdir. Maya’lar gerekli olmadığı sürece silah kullanmazlardı.

meksika--22.jpg

Onların tarihi savaşlarla değil verimli topraklara göç,şehirlerin kurulması, Tanrılar adına yaptıkları tapınaklar ve diğer şehirlerle yaptıkları anlaşmalarla doluydu.Maya’lar ölümden sonra yaşama inanıyorlardı. Normal insanlar ölülerini bir kilime sarıp evlerinin altına gömülüyordu. Evlerin altına 50’ye kadar ceset gömülüyordu. Soylu ve kutsal sınıfa mensup olanlar içinde mücevher ve seramikten eşyalarının olduğu odalı kişisel mezarlara gömülürdü. Bunların üzerine piramitler yapıldığı için bunları fark etmek çok kolaydır.

VİLLAHERMOSA
Yucatan yarımadasında Tabasco eyaletine bağlı bulunan Villahermosa La Venta parkındaki Olmec’lerin kalıntılarına ev sahipliği yapmaktadır. Olmec’lerin Meksika’daki en eski medeniyet olduğu ve Afrikalıların torunları olduğu düşünülmektedir. Olmec’ler milattan önce 1600 yıllardan beri bu bölgede yaşayan bir kuzey Amerika topluluğudur. Villahermosa’ya 125 km uzaklıktaki La Venta kazı alanından getirilmiş yaklaşık heykel başı bu parkta açık havada sergilenmektedir. Olmec ismini bir kısmınız Tekila markası Olmeca’dan hatırlayabilirsiniz. Şişenin üzerindeki resim ile benim fotoğraflarımdaki heykel başlarına baktığınızda aradaki benzerliği fark edersiniz. La Venta Olmec medeniyetinin törensel bir kent merkeziydi. Olmec’ler kalın yüz hatlarıyla Orta Asya insanına benzemektedir.

meksika--23.jpg

meksika--24.jpg

PALENQUE

meksika--25.jpg

Mayaların klasik döneminde 2. büyük öneme sahip bu şehir milattan önce 615-800 yılları arasında inşa edilmiş ve 5 farklı kral tarafından yönetilmiştir. Kentin maya dilindeki adı “Büyük surlar” anlamına gelen şehirde yapılan kazılardan sonra bu büyük şehrin ancak %10’luk kısmı gün yüzüne çıkartılmış.

meksika--26.jpg

1987 yılında Unesco dünya miras listesine alınmıştır. Bu şehrin en önemli kralı Pakal’dır. Şehirde en önemli kalıntılardan biri temple of the inscriptions- Yazıtlar piramididir.

meksika--27.jpg

Bu piramidin yapılma amacı büyük kral Pakal’ın mezarını muhafaza ve onun ve atalarının anısına bir anıt olmasıdır.
Örenyerinin girişindeki müzede çok değerli kalıntıları görebilirsiniz. Kral ve soylular gömüldüklerinde yüzlerinde renkli değerli taşlarından yapılmış bir maske örtülürmüş.

meksika--28.jpg

Bu maske de onlardan en iyi örneklerinden biri

MERİDA: YUCATAN’NIN ZENGİN ŞEHRİ
Yucatan eyaletinin “Beyaz şehri” olarak da bilinen başkenti ve güneydoğu Meksika’nın en büyük şehri Merida 1542 yılında İspanyol fetihçilerden Francisco de Montejo “el mezo” tarafından bulunmuş. Burada daha önce eski bir Maya şehri olan T’ho varmış.

 meksika--29.jpg

meksika--30.jpg

meksika--31.jpg

Eski antik Maya şehri T’ho’dan çıkan taşlar şehrin koloniyal tarzı evlerinin, şehir duvarlarının ve katedralinin yapımında kullanılmış. 1888 yılından bu yana zengin tüccar ve işadamların Avrupa mimarısından etkilenerek inşa edilmiş muhteşem evlerine sahiplik yapan şehrin “Paseo del Adelantado Montejo” isimli caddesi de Paris’deki Champs-Elysees’den esinlenerek yapılmış.

 meksika--32.jpg

meksika--33.jpg

meksika--34.jpg

 meksika--35.jpg

Şehrin bu kısmında gerçekten kendinizi küçük bir Avrupa kentiydeymiş gibi hissediyorsunuz. Şehirde görülmesi gereken yerler Katedral Meydanı, Hükümet Sarayı, Hidalgo Meydanı ve Peon tiyatro binası.

DÜNYA NE KADAR KÜÇÜK?
Merida otogarındaki turizm görevlisine yerel bir mutfak önerisinde bulunmasını istedim, beni Chaya Maya adlı restoranı tavsiye etti. Restoranı rezervasyonsuz gittim ve kapıdaki içeri girmeyi bekleyen kalabalığı görünce moralim bozuldu.

meksika--36.jpg

Kapıda en fazla 5 dakika bekledikten sonra bizim Taksimdeki gözleme yapan yerel lokantalara benzettiğim restoranttaki yerime kuruldum.

meksika--37.jpg

Maya mutfağının özel ,ilginç ve lezzetli yemeğimi yedikten sonra kasada kredi kartımla hesabımı öderken , kasadaki bey bana “Türkçe biliyor musunuz? Ben biliyorum . Konuşalım mı?” deyince şaşırdım. Sonradan muhabbet ilerleyince restoran sahibinin 16 seneden beri Meksika’da yaşayan bir İstanbullu olduğunu öğrendim. Kendisi restoranı 2 sene önce açmış.

meksika-38.jpg

meksika-39.jpg

meksika-40.jpg

Restoran hem turistler hem de Meksikalılar tarafından rağbet gören bir yer olmuş. Kendisinin aynı zamanda bir seyahat acentesi ve başka bir restoranı daha varmış. Ben de yemeklerini ve servisi o kadar beğendim ki ertesi gün de menüdeki güzel yemeklerini tatmak için Chaya Maya’ya gittim.

meksika-41.jpg

UXMAL’DA BÜYÜCÜ PİRAMİDİ

Merida’nın 78 kilometre güneyinde yer alan şehrin anlamı arkaik Maya dilinde “üç kere inşa edilmiş” anlamına geliyormuş. Uxmal’da Puuc stili mimarinin en güzel örneklerini görebilirsiniz. Maya kültürünün en önemli tapınaklarından ve Uxmal’ın önemli kalıntılardan biri olan “Büyücü Piramidi” halen birçok turistin ziyaret rotasında. Maya tarihine göre şehir milattan önce 500 yılında Hun Uitzil Chac Tutul Xiu tarafından kurulmuş.

meksika-42.jpg

Milattan sonra 875-900 yılları arasında Puuc bölgesinin en önemli şehri olmuş, Millattan sonra 1100 yıllarda Toltec’liler burayı istila etmişler. İspanyolların kayıtlarına bakıldığında 1550 yıllarda şehir halen bir yerleşim yeri olmakla beraber bilinmeyen sebeplerden dolayı bir süre sonra meksika-43.jpg

SU BÜYÜCÜLERİNİN ŞEHRİ: CHICHEN ITZA

Yucatan bölgesinin en önemli kenti Chichen İtza Maya-Toltec kültüründen kalan önemli bir antik şehirdir.
Su büyücülerinin şehri olarak ta bilinen şehrin anlamı “Su cadısı (İtza) kuyusunun ağzı”dır. Unesco Dünya Kültür mirası listesinde olan antik şehir Meksika’da en çok ziyaret edilen 2. arkeolojik alandır.
Maya takvimini simgeleyen ve Tüylü Yılan tanrısına ithaf edilen Kukulkan piramidi (El Castillo), Savaşçılar Tapınağı, “Juego de Pelota” top oyun sahasını görmenizi tavsiye ederim.

EL CASTİLLO’DA KUKULKAN PİRAMİDİ
Şehrin tam ortasında yer alan 30 metrelik Kukulkan piramidi zaman ölçümü ve törenler için kullanılmıştır. 4 ana merdiven setinde 91 adet basamağı bulunmaktadır. Birde piramidin tepesindeki basamak ile 365 i bulan bu sayı Mayaların antik güneş takvimindeki günlerini simgelemektedir. Ana merdiven setininin her iki tarafından 9 ‘şar tane taban bulunmakta ki 18 sayısı mayı takvimindeki ayları temsil etmektedir. Tabanların her iki tarafındaki 26’şar panelde 52 sayısını verir. Bu da Maya zaman döngüsündeki 52 yılı simgelemektedir. Bahar ekinokslarında (20 mart- 21 eylül)öğleden sonra 3 saatlarında güneş ışınlarının piramite düşmesiyle batı tarafındaki korkulukta sanki yukardan aşağı inen bir yılan varmış gibi görünür. Kukulkan piramidi 2007 yılında dünya çapında yapılan bir oylama sonucunda Dünyanın yeni 7 harikası listesinde yer almıştır. 

 meksika-45.jpg

 meksika-44.jpg

Chichen itza ve Uxmal’ı sizin akıllarınızda daha kalıcı yapmak için aşağıdaki Jennifer Lopez’in kliplerinden alınan bazı fotoğrafları koymak istedi. Kendisi “I’m into you” adlı klibinde bu bölgedeki bazı antik Maya şehirlerinde çekim yapmıştı.

meksika-46.jpg

MAYALARIN TOP OYUNU: POK TA POK

Chichen itza aynı zamanda 168’e 70 metre genişliğiyle Mezoamerika’nın en büyük Pok ta pok oyun alanını barındırıyor. Bu oyunda amaç duvarlarda yerden 8 metre yüksekte olan ve yere dikey duran taş halkalardan 4 kg’luk kauçuk topu geçirmek. Bir nevi basketbol gibi.

meksika-47.jpg

meksika-48.jpg

meksika-49.jpg

meksika-50.jpg

Burada oyuncular diz, dirsek ve kalçaları ile bu topu birbirleriyle paslaşarak bu deliklerden geçirmeye çalışmak. Oyun topu delikten geçirince yada top yere düşünce son buluyor. Yılda 2 kez mart ve eylül aylarından oynanan bu zor oyun 2 saat sürüyor. Mart ve Eylül ayları hasat zamanı olduğundan bu oyun bir nevi tanrılara yapılan bir adak seremonisi gibi. Genelde öğleden sonra oynanan oyunda kazanın takımın kaptanı karşı takımın kaptanı tarafından öldürülüyor. Eskiden kazanan takımın kaptanı seyircilerin mücevherlerini alırmış.

meksika-51.jpg

Palapa; eskiden yerlilerin yaşadıkları tipik evlere verilen ev. Bu evlerde 8-10 kişi yaşarmış. Evin şekli ve evin kapılarının olmaması hava akışını sağlamak ve evi serin tutmakmış. Eskiden insanlar daha az şeye ihtiyaç duyuyormuş.

CENOTES
Yucatan bölgesinin kuzeyinde bulunan derin doğal çukurlar görmeye değer birer turistik yeri. Kireçtaşı anakarasının çökmesiyle oluşan bu doğal çukurlar Mayalar zamanından hem su deposu hem de kutsal adak törenleri için kullanılmış.

meksika-52.jpg

meksika-54.jpg

Genelde burada adak olanlar genç kızlar olurmuş. Şu anda yerli ve yabancı turistlerin bir nevi havuz gibi girip serinlemek için geldikleri birer mesire yeri.

meksika-53.jpg

Giderken yollar olmadığından rayların üzerinde giden küçük vagonları atlar çekiyor. Tek ray hattı olduğundan karşılıklı vagonlar çıkınca biri diğerinin yolundan çekilip diğerine yol veriyor.

PLAYA DE LA CARMEN
Meksika’nın en ucunda Karayip denizine kıyısı olan bu güzel şirin tatil beldesi yerli ve yabancı turistlerin gözdesi bir yer. Bizim Bodrum ve Çeşme’yi aratmayacak bir yer.

meksika-55.jpg

meksika-56.jpg

Kumsalları, lüks otelleri, Meksika ve dünya mutfaklarının en iyi örneklerini sunan restoranları, dükkanları, eğlence mekanları, doğal ve tarihi güzellikleri ve eğlence parklarıyla en az bir hafta sıkılmadan rahat bir tatil yapacağınız bir belde.

meksika-57.jpg

meksika-58.jpg

meksika-59.jpg

meksika-60.jpg

meksika-61.jpg

Ben size gündüz için Xelha, Xplor, Xcaret gibi temalı parklardan birine akşam içinde Coco Bongo adlı kulübe gitmenizi öneririm.

MEKSİKA’NIN AMERİKASI: CANCUN
Yucatán Yarımadasının kuzeydoğu kıyılarının açığında, 21 km uzunluğunda ve 0,4 km genişliğinde L biçimli bir adada yer alan tatil bölgesidir.

meksika-62.jpg

Cancún Adası ile Cancún kentinin kapladığı kıyı kesiminde sayısız beyaz kumlu plajlari palmiye koruları ve mercan kayaları bulunur. Buraya Maya dilinde “Gökkuşağının Sonundaki Gemi” anlamına gelen Cancúne adı verilmiş.

meksika-63.jpg

Uzun yıllar 100 kadar Mayanın oturduğu, balıkçılık ve toplayıcılıkla geçinen ufak bir köy olarak kalan yerleşme, 1970'te, Meksika hükümetinin özel sektörle birlikte, uluslararası tatil bölgesi olmaya uygun yer olarak seçildi.

meksika-64.jpg

Günümüzde Cancun tam bir küçük Amerika, Amerikalı turistlerin akın ettiği bir yer.

ARAP’IN KOYDUĞU İSİM: GUADALAJARA
Meksika’nın kuzeydoğusunda otobüsle 10 saatte varılan bu şehre aynı zamanda uçak ve trenle de ulaşabilirsiniz. Konu açılmışken ben Meksika’da otobüsle seyahati tavsiye ederim. Tek tip bir otobüs şeçeneği yok. Meksika büyük bir ülke olduğundan (ülkemizin yaklaşık 3 katı) otobüs servisleri de çeşit çeşit ve konforlu. Uzun yolda herkesin önünde ekranlarından istediği filmi izleyip, istediği müziği dinleyebiliyor.

meksika-65.jpg

Jalisco eyaletinin başkenti olan Guadalajara’nın ismini bir Arap koydu desem inanırmıydınız? Ben inanmazdım. Size anlatayım; İspanyol istilası sırasında burayı yöneten vali asker Guzman (Nuño de Guzmán.) Fas asıllı bir İspanyol askeriymiş. İsminin de Osman’dan geldiğini fark etmişsinizdir sanırım. Bir nevi Umsan der gibi. Guadalajara, Arapçada taşlar vadisi demekmiş. (wādi l-ḥijāra)

meksika-66.jpg

Çünkü şehrin bundan önceki yeri çok kurak olduğundan ve daha güvenli bir alana kurulması gerektiğinden vali Guzman tarafından şehir şu anki yerine vadiler arasından ulaşılarak kurmuş. Dünyanın ne kadar küçük olduğunu burda bir kez daha anladım.

meksika-67.jpg

Merkezinde 1.5 milyon etrafındaki belediyelerle 4.5 nüfüsu olan bu şehir Meksika’nın 2. büyük şehri ve aynı zamanda Mariachi sanatçılarının merkezidir.

meksika-68.jpg

Mariachi’ler sokak sarkıçılarıdır aslında, gruplarında mutlaka vihuela adlı küçük gitar ve guitarron adlı büyük şişmanca bas bir gitarlarını görmek mümkündür. Hatta şehri bir bölgesinde sadece Mariachi’ler vardır. Gidip onları ordan alıp eğlencelerinize götürebilirsiniz.
Şehirde görmeniz gereken yerler Kathedral, Plaza de la liberacion (özgürlük meydanı),Rotunda, El Mercado Libertda, Teatro Degollado, Hospicio Cabanas, Palacio de Gobierno (Belediye sarayı).

YETİM ÇOCUKLARA KURULAN HOSPİCİO CABANAS
Dünya kültür mirası listesinde olan Hospicio Cabanas’ı görmenizi tavsiye ederim.

meksika-69.jpg

1829 yılından katolik rahip Juan Cruz Ruiz de Cabanas tarafından yetim çocukları için kurulan bina yıllar içinde farklı amaçlarla kullanılmış , sonra bir kültür merkezine dönüştürülmüştür.

meksika-70.jpg

meksika-71.jpg

 meksika-72.jpg

Meksika’nın önemli ressamlarından Orozco (Jose Clemente Orozco)1935-1937 yılları arasında binanın duvarlarına resim yapmıştır. Capilla Major’un duvarlarında Orozco’nun 75 tane freskosu var.

meksika-74.jpg

meksika-75.jpg

meksika-77.jpg

En etkileyicisi ise “Ateşten Adam” etrafında dolaştığınızda sanki adamı hep dik olarak ayaktaymış gibi görüyorsunuz.

MEKSİKA DEYİNCE İLK AKLA GELEN ŞEY?
Tabii ki Tequlia! Guadalajara’nın 60 km uzağındaki bu kasaba tequila içkisinin doğumyeri. Burası birçok tequila üreticisine ev sahipliği yapıyor. Şehirden belirli günlerde Tequila express adlı trene binerek bu kasabaya günübirlik ziyarete gidebilirsiniz. Tequila içkisi mavi agave adlı bir tür kaktüs tarzı bir bitkinin suyusun varillerde fermente edilmesiyle elde ediliyor. Fermente edildikten sonraki bekleme sürelerine göre adlandırılıyorlar. Birkaç ay beklemeden birkaç yıllığa göre sırlaması bu şekilde: Blanco (beyaz/gümüş),Joven (genç/altın)Reposado(dinlenmiş),Anejo(yaşlı),Extra Anejo (daha yaşlı). Türkiye bizim iyi içtiğimiz birçok tequila fermantasyondan hemen sonra şişelenen Blanco türü tekilalarmış.

GUANAJUATO
15 yüzyılın başlarına kadar Otomi yerlilerinin yaşadığı bu yer Purepecha dilinde kurbağalı tepeli yer anlama gelir. Şehir 1548 yılında İspanyolları bu bölgesi zengin gümüş madenleri keşfetmelerinden sonra kurulmuştur.

meksika-78.jpg

meksika-79.jpg

meksika-80.jpg

Zamanında dünyanın en önemli gümüş maden yataklarına sahip olan şehirde halen gümüş ve altın çıkartılmaktadır. Şehrin bu madenlerden gelen zenginliğini şehrin önemli yapılarındaki güzel mimarı örneklerinden anlayabiliyorsunuz. Şehir merkezi yürüyerek çok rahat gezilebilir.

meksika-80-81.jpg

meksika-85.jpg

meksika-86.jpg

Görülmesi gereken yerler; Mercado Hidalgo (Hidalgo Marketi), Jardin Reforma (Reform Bahçesi), Plaza de la Paz (La Paz Meydanı), Universidad de Guanajuato,Callejon del Beso (Öpücük Geçiti), Teatro Juarez (Juarez Tiyatrosu), Templo de San Diego (San Diego Kilisesi), Panoramica Templo de Valencia ve mumya müzesi.

meksika-82.jpg

meksika-83-84.jpg

Şehirde bir yürüyüş yaptıktan sonra mutlaka Juarez tiyatrosuna girin. Burası mimarisi ve içerisindeki ince işliği ile hayranlık uyandıran bir yer. 1903 yılında inşaası tamamlanan tiyatro da halen orjinal mobilyalar kullanılıyor. Tiyatrodan çıkınca hemen arkasındaki teleferikle şehre kuşbakışı bakabileceğiniz Panaramica Templo de Valencia’ya çıkın. Ünlü ressam Diego Rivera Guanajuato’lu olup doğup büyüdüğü şimdi müze olan evini de gezebilirsiniz.

MUMYALARIN BURADA NE İŞİ VAR?
1833 yılında Meksika’daki ölümcül kolera salgını sırasında çok sayıda ölüm yaşanmış ve bunlar hızlı bir şekilde defnedilmiş. Mumya müzesindeki tüm mumyalar doğal mumyalardır, bilinen mumyalama teknikleri yada özel bir kimyasal kullanılmayan bu mumyaların bu şekilde kalabilmelerinin sebebinin toprağının yapısı olduğu söylenmektedir.

meksika-89.jpg

meksika-90.jpg

Mumyalarının bazılarının yüzlerinde ifadeler mevcuttur. Bazı mumyaların tam ölmeden gömüldüğü söylenmektedir. Bu müzede anne karnındayken kolera sonucu ölen bir fetüs var ve böylece dünyadaki en küçük mumya da evsahipliği yapmaktadır.

MEKSİKA MUTFAĞI
Bir yerden geldiğinizde derler ya; “Yediğin içtiğin sende kalsın gördüklerini anlat.” Kusura bakmayın ben bu sefer yediğim içtiğimde de bahsedeceğim. Bence yemek kültürü o ülke ve insanları tanımak açısından gerekli olduğunu düşünüyorum.
Meksika mutfağının temelini mısır, kırmızı fasulye ve acı oluşturuyor. Sonraki önemli yemek bence leziz etleri.size bu bölümde uzun uzun ne nedir? Nasıl yenir demektense yediğim yemeklerin fotoğraflarını paylaşmak istiyorum.

meksika-92.jpg

meksika-93.jpg

meksika-94.jpg

meksika-96.jpg

meksika-97.jpg

Benim yiyebildiğim ve yemenizi önerdiğim yemekler bunlar; tortillas, nachos, tacos, ,flautas , burrito, fajitas quesadillas,molletes,pollo pibil ,tamales ,red pazole.

meksika-91.jpg

Red pazole: Tavuk eti, mısır bulunan acılı bir çorba

meksika-95.jpg

Pollo pibil : Yucatan bölgesine ait bir yemek. Muz yaprağına sarılı tavuk ve diğer malzemeler sıcak tuğlanın üzerinde 3-4 saat pişirilir. Bu pişirme yöntemi bir maya yucatan bölgesine aittir.

Bunlar da sabah kahvaltısında yediklerim;

meksika-98.jpg

meksika-99.jpg

meksika-100.jpg

meksika-101.jpg

meksika-102.jpg

meksika-103.jpg

meksika-104.jpg

meksika-105.jpg

meksika-107.jpg

Bu yemeklerin dışında Meksika’da dönerde vardı ama ben tadına bakmadım bile.

MEKSİKA VE KÜLTÜRÜ HAKKINDA İLGİNÇ BULDUKLARIM

Çikolata

3000 yıl önce Meksika’da ekildiği ve milattan önce 1100 yılında kullanıldığı belgelenen kakao ağacı şu anda hayatımızda önemli bir yere sahip, özellikle de tatlıseverler için  Aztek’lilerin bir içecek şeklinde tükettikleri kakao Nahuatl dilinde acı su anlamına geliyor. Kakao aynı zamanda mezo-Amerika toplumlarının mutfaklarında da kullanılan bir malzemeydi. Kakao içeceği kutsal ayinlerde, kakao çekirdeği para ve vergi ödemede kullanılırdı.

HİNDİ’NİN ADI NEDEN TURKEY?
Hindi Meksika ve Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya İspanyollar tarafından getirilmiştir. Hindi’nin Avrupa’ya gelişi direkt İspanyol gemileri ve tüccarları tarafından olmamıştır. Gelen mallar doğu Akdeniz’den Türk ticaret gemilerinden İngiltere’ye ulaştığı için bu hayvanın Türkiye’den geldiği düşünülmüştür. Başlarda Türk Kuşu (Turkey Birds) olarak bilinen hindi zamanla “Turkey “olarak söylenmeye başlanmıştır.

AKDENİZ MUTFAĞININ VAZGEÇİLMEZİ DOMATES
Domates avrupa’ya yine ispanyollar tarafından getirilmiştir. Asıl anavatanı Güney Amerika’dan Peru’dur. Domates bitkisinin bir cinsi Meksika gitmiş ve Mezo-Amerika uygarlıklarında kullanılmıştır. Domates kelimesi Nahuatl dilindeki “tomatl”dan gelmektedir, anlamı şişkin meyve’dir. İspanyollar bu meyveyi aynı zamanda Karayipler’deki kolonilerine , Filipinlere ve güneydoğu Asya’ya da götürmüştür.

ÇOCUKLUĞUMUZUN VAZGEÇİLMEZİ, ÇİKLET
Çiklet yada sakız 5000 yıl öncesinde Neolitik dönemlerde bile vardı. 5000 yıllık sakız Finlandiya’da bulunmuştur. Antik Yunan zamanında insanlar sakız ağacından elde edilen reçineyi çiğniyorlardı. Azteklilerde sakız benzeri bir madde yapmak için “Chicle(Manilkara Chicle)” ağacını kullanıyorlardı. Kadınlar özellikle ağızlarını ferahlatmaları için çikleti kullanıyorlardı. Amerika’lılar 1860’lı yıllarda chicle’yi Meksika’dan kauçuk yerine kullanılmak üzere getirmişlerdir. Kauçuğun yerini tutmayan chicle modern hayatımızdaki çiklet olarak üretilmek üzere adapte edilmiştir. Şu andaki çikletlerde ucuz ve kolay erişebilir olmasından dolayı sentetik sakız mayası kullanılmaktadır.
Chicle kelimesi Nahuatl dilinde yapışkan şey anlamına gelmektedir.

2012 DÜNYANIN SONU MU?
Maya takviminın geçmişi Mezo-Amerika bölgesi halkları tarafından milattan önce 5.yüzyıla kadar gitmektedir. Mezo-Amerika’da 20 günlük 18 periyot (18x20=360 gün ) ve artı 5 günlük bir ay takvimi birde ayinler için kullandıkları 20 günlük 13 periyottan oluşan (20x13=260 gün) Tonalpohualli takvimi vardır.

meksika-106.jpg

365 günlük takvimi tarımsal faaliyetlerde ,260 günlük takvimi kutsal tarihler için kullanmışlardır. Bu iki takvimin bir araya gelmesi 52 yılda bir periyotta oluşur. Her 52 yıllık süre Aztek’ler için bir dönemi oluşturur. Birçok kentte her 52 yılda yeni bir tapınak yapılması bundandır.

meksika-110.jpg

2012 tarihi Aztek takvimine göre bir dönemin başlangıcı bir dönemin bitişidir. 2012 tarihi ile ilgili bir sürü tahmin ve kehanetler var ama benim görüşüm 2012’de önemli bir değişiklik olmayacak.umarım beni tahminde doğru çıkar

İSPANYOLLARIN MEKSİKA’YI İLGİNÇ İSTİLASI
1519 yılında İspanyol asker Hernan Cortes ve askerleri Veracruz’a geldiler ve güney bölgelerinde savaşmaya ve istilaya başladılar. Bu sırada şimdiki Meksika’da eski adıyla Mexico-Tenochtitlan şehrinin kralı Moctezuma idi.
Değişik hayvanlarıyla gelip, silahlarıyla gökgürültüsü gibi ses çıkartan bu açık tenli insanlar Moctezuma’nın inandığı dini bir mite göre gelmişlerdi.Bu sepepten dolayı Moctezuma bu kişilerin şehre gelmemesi için Cortes’e hediyeler yollamıştı. Tecrübeli asker Cortes insan psikolojisini kurnazca kullanarak Moctezuma’nın tereddütünü kullandı ve Meksika’nın düşmanları Totonacs ve Tlaxcalteca ile işbirliği yaptı. Moctezuma Cortes’I şehirde barış içinde karşıladı ve şehre aldı. Cortes kısa bir süre sonra kral Moctezum’yı hapse attırdı ve İspanya kraslı 1. Charles’a sadakat yemini ettirmesi için zorladı. Cortes’in askerlerinden Pedro de Alvarado şehirde ve kutsal Templo Mayor’da büyük katliamlar yaptı.

meksika-109.jpg

Cortes bölgedeki diğer şehirleri de aldıktan sonra Moctezuma’yı öldürdü. Sonunda 13 agustos 1921 İspanyolların büyük şiddetiyle Meksika-Tenochtitlan fethedildi .Kral Moctezuma’nın Hernan Cortes’e hediye ettiği bu başlığın aslı Viyana’da bir müzede sergileniyor. 

Bu haber toplam 19614 defa okunmuştur
Bu habere toplam (3) yorum eklenmiştir.
Turhan Turgut
19 Haziran 2012 Salı 10:37
Meksika
Senem Hanım, bu kadar ayrıntılı ve ozenle hazırlanmıs seyahat yazılarına bugunlerde pek rastlanmıyor. Mukemmel olmus, bol fotograf...
Aybuke Altug
05 Haziran 2012 Salı 18:40
Harika bir yazı
Senem hanim, hem ogretici, hem de oldukca istah acici, hemde oldukca keyifli bir yazi olmus:)
Elinize saglik.
Diger yazi...
ESİN KARAKURT
05 Haziran 2012 Salı 09:24
TEŞEKKÜR
SENEM HANIM ÇOK GÜZEL ANLATIM, EMEĞİNİZE TEŞEKKÜR EDERİM.HİÇ AKLIMDA YOKKEN ŞİMDİ MUTLAKA GÖRMELİYİM DEDİM....

Bu yazıyı beğendiniz mi? Paylaşın!

Röportaj
Gazete Manşetleri
Özel Haber
Analiz
Yorumlananlar
Anket
Turizm haberinde ne beklersiniz?
Doğruluk
Hız
Fark
Anlatım
Çok Okunanlar