Çarşamba, 20 Eylül 2017 13:01
20:00 Ekimde el sıkışılırsa, hedef tutar         19:00 Engelleri Tofaş kaldırıyor         18:00 Türkler Güney Kore'ye gidiyor         17:00 Türkler 1.5 saat kuyrukta bekliyor         16:00 İstanbul Coffee Festival’i         15:00 Yenikapı arsası Ensar Vakfı’na verildi         14:00 Cepten konuşmada Avrupa birincisiyiz         13:00 Ryanair uçuş iptal edecek         12:00 Geleneksel gelin hamamı değişti         11:00 Aç kurt ile geyiğin ölüm-kalım yarışı         10:00 Serdar Bilgili: En gözde bölge olacak         09:00 Koç’dan İspanya’ya yatırım sinyali         20:00 Yüksekova’dan 412 bin yolcu         19:00 Condor'da seks skandalı         18:00 Bakan Arslan'a rapor sunuldu         17:00 THY Chicago'da 20. yılını kutladı         16:00 Konyaaltı’nda kıyı temizliği yapıldı         15:00 Dünyanın en eski yolcu uçağı         14:00 Alitalia için 5 firma yarışıyor         13:00 Aeroflot, 50. yılını İstanbul'da kutladı         12:00 Tarlabaşı'na Çinli milyarder geliyor         11:00 Rize'de ''Organik Turizm başladı         10:00 Uçhisar Belediyesi'ne Ödül         09:00 Kapadokya’nın 2023 turizmi konuşuldu         17:00 Türkiye liderliğinde turizm komitesi        
ARŞİVDE ARA
FOTO GALERİ
LİNK BANKASI
ARŞİVDE ARA
HAVA DURUMU
İstanbul
Ankara
İzmir
Antalya
Gazeteci: Can Pulak
İşin eğrisiyle doğrusu
26 Ağustos 2017 Cumartesi 07:13

Bir konuyu iyi anlamak ve üzerinde anlaşmak lazım. Ülkeyi yönetenlerden şikayetçi kesim, iyi yapılan işleri toptan reddetmiyor. Sadece Cumhuriyetin kurumlarına ve Anayasaya sadakate verilen büyük zararlara karşı çıkıyor. Dinin siyasete alet edilmesine, laikliğin yok sayılmasına, Atatürk’e saygısızlığa ve bu anlayışın devleti ciddi şekilde hırpalamasına itiraz ediyor.
Milletin yönetime oy vermeyen yarısı, yapılan duble yolları, köprüleri, havaalanlarını, tünelleri, sağlık hizmetlerindeki kısmi iyileşmeyi, cenaze definlerindeki kolaylığı, hızlı trenleri, şehirleri birbirine bağlayan mesafelerdeki kısalmaları filan görüyor.
Dargelirlilere yapılan sosyal destekleri, torununa bakan ninelere bile verilen maaşları, işsizlik yardımlarını, ihtiyarlara ulaşım araçlarının bedava kullandırılmasını görmemek için kör olmak lazım.
Bunlara itiraz yok,varsa bile milletin vergileriyle yapılan bu yardımların oya dönüşmesine kızıyor bazıları…
Şunu kabul etmek gerekir ki, şimdiye kadar gelen iktidarların hepsi, bu dönemde yapılanların çoğunu yapamadı. Garibanları pek kollayamadı, sosyal hizmetleri tabana yeterince yayamadı, altyapıları tam gerçekleştiremedi.
Ama hiçbiri de, günümüzde olduğu gibi orduya, yargıya, bürokrasiye bu kadar büyük zararlar vermedi.
İşin önemli noktası budur.
Evet büyük görünen işler yapılmıştır ama, iç ve dış politikadaki büyük hatalar yapılan işleri neredeyse sıfırlamış, değerini azaltmıştır. Bu gerçeği iyi görmek ve kabul etmek lazım.
Türkiye’nin ciddi ve saygın devlet imajı, bu yönetimde çok büyük ve onarılması hayli güç yaralar almıştır. Ülkemizin batılı ve çağdaş görünümü hızla Araplaştırılmıştır. Bürokraside iyi yetişmiş deneyimli memurların çoğu devletin dışına itilmiş ve yerlerine tecrübesiz, bilgisiz ve atandıkları konulara ilgisiz personel ve idareciler getirilmiştir. Buna hayır diyebilmek, itiraz etmek yerine onaylamak mümkün mü?
Milleti kucaklayan, vatandaşların hepsine sevgiyle sarılan, kimseyi ötekileştirmeyen idarecilere sahip olsaydık eğer, Türkiye’nin bu kadar büyük ve içinden çıkılamaz hale gelen problemleri olur muydu?
Yanlış üstüne yanlış yapan ve sonuçta ‘’aldatıldık’’diyen bir yönetimin elindeyiz hala.
Suriye batağına kim sürükledi memleketi, 4 milyon Suriyeliyi sorgusuz sualsiz kim soktu bu topraklara?
Kürt teröristleri kim törenle karşıladı sınırda, bunca şehide kimin yanlış politikası sebep oldu?
Fetö’cüleri kim yerleştirdi devlete?
Onların kalkıştığı darbe sonucu hayatını kaybeden şehit ve gazilerimizin hesabı kimden sorulacak?
Görüyorsunuz ki yönetimin günahları, sevaplarından çok fazla. Bir kere şeffaf yönetim iyice dağıldı, demokrasilerdeki yönetime hesap sorma yolları önemli ölçüde tıkandı. Devletteki usulsüzlükleri, ısrafları, yapılan yanlışları kimse doğru dürüst soramıyor. Sorabilenlere ise cevap verilmiyor. Yanlış işleri yapanlara, (televizyonlara çıkın tartışalım) teklifleri bile yıllardır havada kaldı. Bu yüzden medya bölündü, yönetim kendisinin yapılandırdığı yandaş medyasına
sesleniyor, diğerlerine aldırmıyor bile. Yok sayıyor anlıyacağınız. Bu nasıl demokrasi böyle..?
Bunca yanlıştan sonra, bari bundan sonrasına dikkat etmelerini bekliyoruz ama, eski hamam eski tas sürüp gidiyor hala. Bu durumda milletin kaynaşmasını, kucaklaşmasını,bir ve birlik olmasını nasıl bekleyebiliriz ki..?
Nutukla olmuyor ki bu işler. Davranışların, tutum ve üslupların değişmesi lazım. Ülkenin ve milletin kesin huzura ihtiyacı var. Ortamı giderek gerginleştirmenin kimseye faydası yoktur ve olamaz.
15 yıllık bir yönetimin inatla ve ısrarla aynı politikayı sürdürmesi, kendisine oy vermeyen milletin yarısını kızdırmaya devam ediyor. İstediğiniz kadar yatırım yapın, yol-baraj-tünel-havaalanı sayısını arttırın, bunların hiçbiri ülkenin ihtiyacı olan huzuru sağlayamaz. İthalata dayalı bir üretimin ihracat yolları, yanlış dış politikamız ve üslubumuz yüzünden iyice daralıyor. Yatırımlar eski hızını kaybetti. İşadamlarının yatırım iştahı iyice kaçtı. Çoğu bekleme dönemine girdi ve hazır parasını yemeye başladı. Piyasanın çarkları eskisi gibi dönmüyor. İç dinamiklerle iş hayatımız şimdilik yürüyor ama,nereye kadar..? Ödenecek yığınla dış borcumuzun olduğunu da unutmuyoruz herhalde..
Şimdi bu tabloyu alkışlamalımıyız yoksa şapkamızı önümüze koyarak derin derin düşünmelimiyiz?
Yol, köprü, baraj filan iyi de, bunlar karın doyurmuyor ve huzuru sağlamıyor ki.. Huzur için, ortadaki ayrılığı gayrılığı kaldırmalı, milletçe kucaklaşmalı ve problemlerimizin üzerine elbirliğiyle yürümeliyiz
Bunu ancak bizi yönetenler sağlayabilir.
İktidarıyla muhalefetiyle birleşerek düzeltebiliriz yanlışları.
Konuşarak, tartışarak, iyiyi-güzeli-doğruyu yakalayabiliriz.
Karşılıklı kötülemeyle, karalamayla bir yere varamayız.
Türkiye’nin üzerine çöreklenen tehlikeleri ve karabulutları dağıtmak istiyorsak eğer, bir noktada buluşup uzlaşmalıyız. Bunu da kavgacı üsluplarla, rakiplere saldırmalarla, yumuşak karınları tekmelemelerle başaramayız.
Şimdi sıra siyasi mücadele sırası değil, ülkeyi darboğazdan ve onu bekleyen tehlikelerden birlikte çıkarma sırasıdır. Bunu sağlayacak bir siyasi kadrosu varsa Türkiye’nin, mesele yok. Eğer yoksa,ülkenin esenliğini ve güvenliğini sağlayacak yeni kadroları oluşturmamız ve bunlara destek olmamız gerekecek.
Yönetimin yaptığı iyilik ve yanlışları doğru okumak ve bunları cesaretle söylemek gerek. Yönetimin yapması gereken ise, bunlardan bir ders çıkarmaya çalışması ve her söyleneni düşmanlık olarak görmemesidir. Öyle yaparsa, kendisine oy vermeyen milletin yarısını daha fazla kızdırmamış ve yanlışlarda frene basmış olur ki, böyle bir değişiklik bile Türkiye’nin bir miktar rahatlamasını sağlar.

NOT: Mübarek kurban bayramımızı en içten duygularımla kutlar, tüm okuyucularıma sağlık ve mutluluklar, iyilik ve güzellikler dilerim. Nice bayramlara…
 

Bu yazı toplam 289 defa okunmuştur
Röportaj
Gazete Manşetleri
Özel Haber
Analiz
Yorumlananlar
Anket
Turizm haberinde ne beklersiniz?
Doğruluk
Hız
Fark
Anlatım
Çok Okunanlar